Blog / Sanat Haberleri / 26 Ocak Sanat Haberleri

26 Ocak Sanat Haberleri

26 Ocak 2026 · 20 dk okuma · Sanat Haberleri
26 Ocak Sanat Haberleri

EVİN | Şamanlar ve Mitler | Mehmet Aksoy

22.01.2026 - 28.02.2026

 

EVİN, 22 Ocak – 28 Şubat 2026 tarihleri arasında Mehmet Aksoy’un Şamanlar ve Mitler başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor.

 

Yapıtlarında Anadolu kültürü, mitolojik ögeler ve doğayla kurduğumuz ilişkiyi odağına alan Aksoy, Şamanlar ve Mitler sergisinde bu referansları çağdaş heykel dili içinde ele alıyor. Sanatçının da vurguladığı gibi, mitler ve şamanlar dünyası insanlığa bilinmeyeni keşfetme, çözümsüz olanı çözme kapısını aralıyor. Kadim hikayeler hayal gücünden beslenerek doğayı kutsamayı, her varlığın bir ruha sahip olduğu inancıyla doğayla iç içe ve uyum içinde yaşamayı öğütlüyor. Aksoy, sergide bu değerleri hatırlatarak modern dünyada giderek başkalaşan insan-doğa ilişkisine dikkat çekmeyi amaçlıyor. Şamanlar ve Mitler, mitolojik anlatıların yalnızca geçmişe ait değil, bugün de insanın doğayla ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi anlamlandıran bir düşünce alanı sunduğunu görünür kılıyor.

 

Sergide, Aksoy’un mermer ve metal gibi geleneksel malzemelerle ürettiği heykellerinin yanı sıra, dijital ortamda üç boyutlu modelleme teknikleriyle tasarladığı ve 3D yazıcı ile hayata geçirdiği heykelleri de ilk kez izleyiciyle buluşuyor. Sanatçının tablet üzerinde dijital olarak modellediği bu yapıtlar, güncel teknolojilerin geleneksel heykel pratiğine sunduğu yeni olanakları görünür kılıyor. Mermerin fiziksel sınırlarının ötesine geçen bu yapıtlar sayesinde Aksoy’un form ve yüzey ilişkisine dair yenilikçi arayışları ön plana çıkıyor. Şamanlar ve Mitler, geleneksel malzemelerle dijital üretim tekniklerini aynı düşünsel zeminde buluşturarak mitolojik anlatıların günümüz heykel pratiği içinde nasıl yeniden okunabileceğine dair bir öneri sunuyor. 

 

Mehmet Aksoy’un Şamanlar ve Mitler başlıklı kişisel sergisi 22 Ocak - 28 Şubat 2026 tarihleri arasında Pazar ve Pazartesi günleri hariç 11.00–19.00 saatleri arasında EVİN’de görülebilir.

 

Sarıkız, 3B Pla baskı, 36x42x37 cm, 2025

 

 

 

 

Türk Tiyatrosunun Usta İsmi Haldun Dormen’i Kaybettik

 

Türk tiyatrosunun usta ismi Haldun Dormen, 97 yaşında hayatını kaybetti. Oyuncu, yönetmen, eğitmen ve oyun yazarı olarak Türkiye’de çağdaş tiyatronun gelişiminde belirleyici bir rol üstlenen Dormen, ABD’de Yale Üniversitesi’nde aldığı tiyatro eğitiminin ardından Türkiye’ye dönerek Muhsin Ertuğrul’un yönettiği Küçük Sahne’de çalışmalarına başladı. 1955’te kurduğu Dormen Tiyatrosu, Erol Günaydın, Metin Serezli ve Nisa Serezli gibi birçok önemli ismin yetişmesine katkı sağladı.

Sahne ve sinema alanındaki üretimleriyle geniş bir etki alanı yaratan Dormen, Bozuk Düzen ve Güzel Bir Gün İçin filmleriyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde çok sayıda ödül kazandı; müzikallerden televizyon yapımlarına uzanan kariyeriyle farklı kuşaklara ulaştı. Uzun yıllar eğitimci kimliğiyle de öne çıkan sanatçı, Afife Tiyatro Ödülleri’nin kurulmasına öncülük etti ve tiyatro dünyasında kurumsal hafızanın oluşmasına katkıda bulundu.

Yaşamı boyunca yüzlerce ödüle değer görülen, Hacettepe Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanıyla onurlandırılan Dormen, sahnede bıraktığı iz, yetiştirdiği sanatçılar ve kültür hayatına kazandırdığı yapılarla Türkiye sanat tarihinin kalıcı figürlerinden biri olarak anılacak.

 

 

 

 

 

İKSV’de Görev Değişimi

 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nda (İKSV) üst yönetimde önemli bir görev değişimi gerçekleşiyor. Vakfın Genel Müdürlüğü görevini, 1 Temmuz 2026 itibarıyla Yeşim Gürer Oymak devralacak.

2006–2018 yılları arasında İstanbul Müzik Festivali Direktörlüğü yapan ve Eylül 2017’den bu yana İKSV Genel Müdür Yardımcısı olarak görev alan Oymak, yeni sorumluluğuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Yirmi yıldır gururla parçası olduğum İKSV’de bu önemli görevi üstlenmek benim için büyük bir onur ve mutluluk kaynağı. Vakfın kültür ve sanat alanındaki köklü mirasını geleceğe taşıyacak adımları, ekip arkadaşlarımla birlikte atacak olmanın heyecanını yaşıyorum.”

Bu değişiklikle birlikte, 2002 yılından bu yana Genel Müdürlük görevini sürdüren ve 2021’den itibaren İKSV Yönetim Kurulu üyeleri arasında yer alan Görgün Taner, İKSV Yürütme Kurulu Başkanı olarak görev yapacak. Dr. Teoman Akünal, Zeynep Hamedi ve Görgün Taner’den oluşacak Yürütme Kurulu, Bülent Eczacıbaşı başkanlığındaki İKSV Yönetim Kurulu’na bağlı olarak çalışmalarını sürdürecek.

1983 yılından bu yana İKSV bünyesinde görev yapan, 1994–2002 yılları arasında İstanbul Caz Festivali Direktörlüğü’nü üstlenen Görgün Taner ise vakıfta başlayan yeni döneme ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Uzun yıllardır birlikte çalıştığım değerli ekip arkadaşım Yeşim Gürer Oymak’ın İKSV Genel Müdürü olarak atanmasından büyük mutluluk ve gurur duyuyorum. Sanatın farklı disiplinlerinde derin birikime sahip, kurum içinden yetişmiş, çalışkan ve vizyoner bir kültür yöneticisinin İKSV’nin geleceğine liderlik edecek olması hepimiz için büyük bir kıvanç kaynağı.”

 

Yeşim Gürer Oymak

Fotoğraf: Muhsin Akgün

 

 

 

 

 

Desert X | AlUla Sanat Festivali 2026

 

AlUla, Suudi Arabistan (16 Ocak 2026) — Desert X AlUla 2026, uluslararası açık hava bienalinin dördüncü edisyonuyla sanatseverlerle buluştu. Sergi, Suudi Arabistan’dan ve dünyanın farklı bölgelerinden, farklı kuşaklara mensup sanatçıları bir araya getirerek AlUla’nın etkileyici peyzajı ve katmanlı tarihsel mirasıyla güçlü bir diyalog kuran mekâna özgü yerleştirmeler sunuyor. Toprak işleri, heykeller ve enstalasyonlar; kanyonlar, kaya oluşumları ve çöl coğrafyasıyla doğrudan ilişki içinde izleyiciyle buluşuyor.

Kuzeybatı Suudi Arabistan’da yer alan ve antik geçmişiyle doğal zenginlikleriyle öne çıkan AlUla, Desert X AlUla ile küresel sanat haritasındaki konumunu daha da pekiştiriyor. Bölgenin ilk kamusal sanat bienali olan Desert X, AlUla Sanat Festivali’nin de önemli duraklarından biri olarak, AlUla’yı çağdaş arazi sanatı alanında yükselen bir merkez olarak konumlandırıyor.

2026 edisyonu, farklı disiplinlerde üretim yapan 11 sanatçının projelerini bir araya getiriyor. Anıtsal kinetik heykellerden yer altı ve yer üstünde ses ve çevresel deneyimlere odaklanan seçki; kullanılan malzeme çeşitliliği ve kavramsal yaklaşımıyla AlUla’nın özgün çevresine köklenen üretimlere odaklanıyor. Sergi, Desert X AlUla’nın mekâna duyarlı arazi sanatı alanında uluslararası ölçekteki konumunu bir kez daha vurguluyor.

28 Şubat 2026’ya kadar sürecek Desert X AlUla, Wejdan Reda ve Zoé Whitley’nin küratörlüğünde; Kurucu Sanat Direktörü Neville Wakefield ve 2026 Sanat Direktörü Raneem Farsi’nin liderliğinde hayata geçirildi. Halil Cibran’dan ilham alan “Space Without Measure” (Ölçüsüz Mekân) teması, AlUla’nın doğal ortamında hayal gücü ve mekân ilişkisini yeniden düşünmeye davet ediyor. Sergi aynı zamanda, AlUla’da kurulması planlanan kalıcı arazi sanatı projesi Wadi AlFann – Valley of the Arts için bir ön gösterim niteliği taşıyor.

 

 

 

 

 

 

Louvre Müzesi Üçüncü Kez Grev Nedeniyle Kapandı

 

Paris’teki Louvre Müzesi, personelin maaş artışı, yeni işe alımlar ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talepleri nedeniyle Ocak ayında üçüncü kez ziyaretçilere kapandı. Aralık ortasında başlayan grev sürecinin ardından yaklaşık 140 yeni çalışanın işe alındığı açıklanırken, maaş düzenlemeleri için Kültür Bakanlığı’nda yeni bir toplantı planlanıyor.

Sendikalar, ücret artışlarının tek başına yeterli olmadığını; müze yönetimi ile güvenlik ve bakım politikalarının da yeniden ele alınması gerektiğini vurguluyor. Müze direktörü Laurence des Cars’ın yönetim tarzı eleştirilerin odağında yer alıyor.

 

Önceki kapanışların müzeye en az bir milyon avro kayıp yaşattığı belirtilirken, süreç Ekim ayında Apollo Galerisi’nde gerçekleşen mücevher hırsızlığını da yeniden gündeme taşıdı.

 

 

 

 

 

Lal Batman | The Grand Excess | Pilevneli

 

PİLEVNELİ, 29 Ocak–28 Şubat 2026 tarihleri arasında Lal Batman’ın The Grand Excess başlıklı kişisel sergisine Dolapdere’deki mekânında ev sahipliği yapacak.

Sanatçı, bu yeni sergisinde sosyal medyanın parıltılı yüzünü sorgularken, geçmişin zarafetini günümüzün yapay ihtişamıyla karşı karşıya getiriyor. Antik Mısır ve Yunan uygarlıklarından 18., 19. ve 21. yüzyıllara uzanan tarihsel referanslar; Güney Amerika, Uzak Doğu, Orta Doğu ve Batı kültürlerinin estetik anlayışlarıyla kesişiyor. Ortaya çıkan bu çok katmanlı yapı, çağımızın yüzeyselliğine yöneltilmiş eleştirel bir bakış olarak şekilleniyor.

Batman’ın üretimleri, dijital ile plastiği yan yana getirerek; mürekkep, akrilik, doğal ve cam taşlar ile incilerin oyma dokulu kâğıtlarda bir araya geldiği zengin yüzeyler oluşturuyor. Malzeme çeşitliliğinin yarattığı etkileşim, izleyiciye yoğun bir duyusal deneyim sunarken, tarihsel belleğin bugüne taşınan canlı ve dokunulabilir izlerine dönüşüyor.

 

The Grand Excess, geçmişin estetik kodlarını çağdaş bir bağlamda yeniden ele alan görsel bir manifesto niteliği taşıyor. Sergi, ihtişamı yalnızca bir gösteriş unsuru olarak değil; kültürler arası diyalog, direnç ve uyumun zamansız bir simgesi olarak yeniden tanımlıyor ve farklılıkların birlikte var olabileceğine işaret ediyor.

 

Serginin dikkat çeken unsurlarından biri de MG Gülçiçek tarafından, sanatçının anlatısını ve enerjisini yansıtmak üzere tasarlanıp geliştirilen özgün bir parfüm. Sergi alanında eserlere eşlik edecek bu koku, izleyicilerin deneyimini derinleştirerek sanatın çok boyutlu doğasını öne çıkarıyor.

 

Lal Batman’ın The Grand Excess sergisi, Tosyalı Holding, Tepta Aydınlatma ve Zuhal Müzik’in destekleriyle gerçekleştiriliyor.

Yeşil çelik üretimindeki öncü yaklaşımını sanatta ileri dönüşüm kavramıyla buluşturan Tosyalı Holding ise sergiye eşlik eden yayının kitap sponsoru olarak, endüstri ile sanat arasındaki kalıcı diyaloğa katkı sunuyor.

 

 

 

 

 

Geçerken Bırakılan I Karma Sergi | Simbart Projects

16.01.2026 - 28.02.2026

 

Simbart Projects, 16 Ocak–28 Şubat tarihleri arasında Metin Katırcılar, Maya Kurdoğlu, Sanem Odabaşı ve Merve Zeybek’in eserlerini bir araya getiren Geçerken Bırakılan başlıklı karma sergiye ev sahipliği yapıyor. Sergi, sanatçıların doğa ile bellek arasında kurduğu ilişkiyi; iz, hatırlama ve dönüşen kimlik kavramları üzerinden ele alıyor. Bellek, figürlerden nesnelere ve doğal malzemelerden yumuşak yüzeylere taşınan, bireysel olduğu kadar paylaşılan, akışkan bir süreç olarak kurgulanıyor.

Metin Katırcılar, hafıza ve kimlik temalarını aile fotoğrafları, mekânlar ve nesneler üzerinden sorguladığı Hafıza Yüzeyleri serisiyle yer alıyor. 

Maya Kurdoğlu ise doğal pigmentler ve farklı çizim araçlarıyla ürettiği fısıldayarak; adlı çalışmasında, başkalarının anılarını hatırlama fikrini ve çoklu zaman algısını araştırıyor.

Sanem Odabaşı, tekstil temelli üretimlerinde doğayı romantik bir manzara olarak değil, geçiciliğin iz bıraktığı düşünsel bir alan şeklinde ele alırken; pamuk, keten, ipek ve bitki bazlı boyalarla oluşturduğu yüzeylerde “buradaydım” diyen sessiz izler bırakıyor. 

Merve Zeybek’in pratiği ise belleği bireysel bir sahiplikten ziyade doğayla birlikte kurulan ortak bir süreç olarak yorumluyor; taş, toprak, su ve yaprak gibi unsurlar geçmişle bugün arasında aracılık eden bellek taşıyıcılarına dönüşüyor.

Geçerken Bırakılan, doğa ve hatırlama arasındaki bağı küratöryel bir çerçevede bir araya getiren çok katmanlı bir seçki olarak Simbart Projects’te izleyiciyle buluşuyor.

 

 

 

 

 

C.A.M Gallery | Aynı Gökyüzünün Altında | Karma Sergi     

10.01.2026 – 01.03.2026

 

Handan Akarsu, Suzanne Anker, Ayşe Bezenmiş, Peter Hristoff, Seldem Kargı, Dieter Mammel ve Merve Yenigeldi’nin yapıtlarını bir araya getiren Aynı Gökyüzünün Altında, insan ile doğa arasındaki ilişkinin kırılganlığını odağına alan bir sergi olarak izleyiciyle buluşuyor. 10 Ocak – 1 Mart 2026 tarihleri arasında görülebilecek sergi, ekolojik kriz çağında bireyin ve toplumun doğayla kurduğu bağın nasıl dönüştüğünü sorguluyor.

Sergide yer alan işler; tüketim kültürünün yarattığı tahribatı, yaşam alanlarının daralmasını ve insan merkezli bakışın yol açtığı adaletsizlikleri görünür kılıyor. Ormansızlaşmadan türlerin yok oluşuna uzanan bu süreç, estetik olduğu kadar eleştirel bir perspektifle ele alınıyor.

 

Sanatçılar, izleyiciyi yalnızca izlemeye değil; düşünmeye, sorumluluk almaya ve doğayla yeniden bağ kurmaya davet ediyor. Serginin merkezinde, doğaya yöneltilen her müdahalenin eninde sonunda insanın kendisine döndüğü fikri yer alıyor.

 

 

 

 

Bor Sanat & EXIT İş Birliğinde Gerçekleşen Konuk Sanatçı Programı

 

Bor Sanat ile EXIT’in ortaklaşa hayata geçirdiği Konuk Sanatçı Programı, 2026 yılı edisyonuyla yeniden sanat dünyasının gündemine geliyor. Şubat–Mayıs ayları arasında Mardin’de düzenlenecek program, bu yıl “Dijital Eşik” başlığı altında Türkiye’de dijital sanat, yeni medya ve ses tasarımı alanlarında uluslararası ölçekte üretim yapan sanatçılara odaklanıyor.

Mardin’in güçlü görsel mirasını güncel sanat ve teknolojiyle buluşturmayı amaçlayan program, kentin kültürel dokusu içinde dijital anlatım biçimlerini tartışmaya açacak deneyim ve süreç temelli bir üretim ortamı sunmayı hedefliyor. Bor Sanat, bu çerçevede sanatçılar arasında disiplinler arası etkileşimi teşvik ederek yeni ifade olanaklarının ortaya çıkmasına zemin hazırlamayı planlıyor.

Konuk Sanatçı Programı, Mardin ve çevresinde yaşayan bağımsız üreticiler ile yeni medya alanında çalışan sanatçıları bir araya getirerek bilgi, estetik yaklaşım ve deneyim paylaşımını güçlendirmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda çağdaş sanatın güncel yönelimlerinin bölgenin tarihsel ve kültürel katmanlarıyla ilişkilendirilmesi, programın temel hedefleri arasında yer alıyor.

 

 

 

 

Collectors & Artists | Ferda Art Platform

 

Ferda Art Platform, koleksiyonerlik ile sanat üretimi arasındaki dinamik ilişkiyi merkeze alan “Koleksiyoner & Sanatçı Buluşmaları” sergi dizisinin beşinci edisyonunu 14 Şubat tarihine kadar izleyicilerle buluşturuyor.

 

Çağdaş sanat ortamında yapıtların zaman içinde kurduğu bağları görünür kılmayı amaçlayan seri, koleksiyonerlerle sanatçılar arasında süregelen diyaloğu üretim süreçleri ve koleksiyon pratikleri üzerinden yeniden ele almayı hedefliyor.

 

Bu yılın edisyonunda bir araya gelen isimler şöyle sıralanıyor: Mehmet Abbasoğlu – Fırat Engin, Nezih Barut – İrfan Önürmen, Altuğ Hacıalioğlu – Erinç Seymen, Emin Hitay – Ezgi Yakın ve Ahu Serter – Super Linox. Sergi, izleyiciyi yalnızca yapıtlarla değil; bu yapıtların ardındaki üretim süreçleri, ilişkiler ağı ve biriken hafızalar üzerine düşünmeye davet ediyor.

 

 Mustafa Hulusi Abstract Rose 8 // Abstract Rose 8 , 2010 Tuval üzerine yağlı boya | Oil on canvas 152,4 x 203,2 cm (diptik // diptych) Müge Sevil Koleksiyonu Müge Sevil Collection

 

 

 

Bak kim var? | Xiao Liu | Salt 

 

Açık Sinema kapsamında düzenlenen programda küratör Xiao Liu, Çin çağdaş sanatının şekillenmesinde belirleyici rol oynayan ‘85 Yeni Dalga hareketini ele alan bir konuşma gerçekleştirecek. Liu, bu akımın tarihsel etkisini, son kırk yılda sanat pratikleri, kurumlar ve ulusötesi ilişkiler üzerindeki yansımalarıyla birlikte değerlendirecek; sanat piyasası merkezli yaklaşımlar yerine yerel bağlamdan beslenen üretimlere odaklanacak.

 

Konuşmada, Çin güncel sanatının uluslararası alanda çoğu zaman dışarıdan bir bakışla yorumlanmasına karşılık, sanat ortamının kendi tarihini ve kimliğini yeniden düşünme süreçleri de tartışmaya açılacak. Gündelik yaşama dayalı pratiklerin, son yıllardaki yaratıcı anlatıları nasıl sorguladığı da programın başlıkları arasında yer alıyor. Etkinlik, “Bak kim var? Konuşmaları” çerçevesinde ücretsiz ve herkese açık olarak gerçekleştirilecek; konuşma dili İngilizce olacak. 

 

China Academy of Art’ta Sanat Yönetimi Bölümü Başkanı olan Xiao Liu, aynı zamanda Shanghai West Bund Art Museum ile Centre Pompidou arasındaki iş birliklerine danışmanlık yapıyor. Xiao Liu, uluslararası bienaller ve büyük ölçekli eğitsel projelerde küratörlük ve danışmanlık rolleri üstlenmiş önemli bir küratör olarak tanınıyor.

 

Vitality of Life VI [Yaşamın Canlılığı VI] enstalasyonundan görünüm, 

China Academy of Art, Hangzhou (Çin), 2023

 

 

 

Pilot Galeri | LIVE | M.K. Perker 

27.01.2026 – 28.02.2026 

 

Pilot Galeri, çağdaş çizginin uluslararası ölçekte güçlü isimlerinden M.K. Perker’i, alışılmış sergi formatlarını ters yüz eden, canlı ve performatif bir sergiyle ağırlıyor.

27 Ocak – 28 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek LIVE başlıklı sergide sanatçı, beş hafta boyunca eserlerini galeride, izleyicinin gözleri önünde üreterek, izleyiciyi tamamlanmış işler yerine üretim sürecinin bizzat kendisiyle karşı karşıya bırakıyor.

Serginin mekânsal kurgusu, Mozaik Design iş birliğiyle, galerinin karakterine nüfuz eden zamansız tasarım referanslarıyla şekilleniyor.