Farkındalığın Sanatçısı Banksy’den Londra Sokaklarında Sessiz Bir Mesaj
Dünyanın en tanınmış sokak sanatçılarından Banksy, Londra’nın batısındaki Bayswater semtinde ortaya çıkan yeni duvar resminin kendisine ait olduğunu doğruladı. Queen’s Mews-Bayswater’da bir garaj sırasının üzerine yapılan çalışmada, kışlık kıyafetler içinde yere uzanmış, yıldızları izleyen iki çocuk tasvir ediliyor.
Genellikle politik ve hiciv yüklü işleriyle bilinen Banksy’nin bu çalışmasında açık bir siyasi mesaj yer almıyor. Ancak bazı yorumcular, eserin kentteki evsiz çocuklara dolaylı bir gönderme olduğunu öne sürüyor. Sanatçıya atfedilen açıklamada, “Herkes iyi vakit geçiriyor ama Noel’de iyi vakit geçirmeyen birçok çocuk var” ifadelerini kullanıyor.
Sanat Rotası Uzak Doğu’ya Kayıyor: Dib Bangkok
Dib Bangkok, Bangkok’un yerel sanat sahnesi ile uluslararası çağdaş sanat arasında kurduğu ilişkiyle kentin kültürel haritasında yeni bir buluşma noktası oluşturuyor. Kendini “Tayland’ın uluslararası çağdaş sanata adanmış ilk müzesi” olarak tanımlayan kurum, Aralık 2025’te Bangkok’ta kapılarını açtı.
Toplam 6.596 metrekarelik bir alana yayılan müze, WHY Architecture tarafından dönüştürülen, 1980’lerden kalma bir depo yapısında konumlanıyor. Endüstriyel geçmişini koruyan yapı, iç ve dış mekân arasındaki geçirgenliği öne çıkaran mimarisiyle dikkat çekiyor.
Dib Bangkok’un odağında, Tayland ile küresel sanat sahnesi arasında eleştirel ama üretken bir diyalog kurmak yer alıyor. Müze, yerel ve uluslararası sanatçıların pratiklerini aynı bağlamda ele alarak, bölgesel anlatıları uluslararası çağdaş sanat söylemiyle buluşturmayı amaçlıyor.
Dib Bangkok’un avlusu
Sanatçı Alicja Kwade’nin taş kürelerden oluşan açık hava yerleştirmesine ev sahipliği yapıyor.
Kurum, Taylandlı iş insanı Purat Osathanugrah tarafından, babası Petch Osathanugrah’ın anısına hayata geçirildi. Müzenin koleksiyonu da, Petch Osathanugrah’ın uzun yıllara yayılan koleksiyonundan oluşuyor.
Üç kata yayılan mekânsal kurgu; 11 galeri alanı, fayans kaplı bir avlu, cam cepheli bir zemin kat ve su öğesiyle çevrili heykelsi bir şapel etrafında şekilleniyor. Çatıda yer alan ve dışarıdan erişilen çok amaçlı alan ise performans ve özel etkinliklere ev sahipliği yapmak üzere tasarlanmış.
Müzenin açılış sergisi Invisible Presence, kurumun kendi koleksiyonundan seçilen eserleri izleyiciyle buluşturuyor. Sergide Montien Boonma’nın yerleştirmelerinin yanı sıra Lee Bul, Anselm Kiefer ve Alicia Kwade’nin büyük ölçekli heykelleri de yer alarak, serginin çok katmanlı yapısını güçlendiriyor.
Dirimart Londra │Seçkin Pirim & Jorinde Voigt
Kopuşlar ve Ritim
15.01.2026 - 21.02.2026
Dirimart, Seçkin Pirim ve Jorinde Voigt’un eserlerini bir araya getiren ikili sergi Kopuşlar ve Ritim’i 15 Ocak 2026’da Dirimart London’da izleyiciyle buluşturuyor.
Farklı çıkış noktalarına sahip iki sanatsal pratiği buluşturan sergi, manuel ve dijital süreçler ile düzen ve bozulum arasındaki gerilimi odağına alıyor. Kâğıt kesim işleri üzerinden gelişen bu diyalog, kişisel deneyimlerin nasıl karmaşık görsel sistemlere dönüştüğünü araştırıyor.
Seçkin Pirim, tekrarlayan jestler ve katmanlı kâğıt yüzeyler aracılığıyla heykelsi bir dil kurarken; Jorinde Voigt, insan algısını şekillendiren doğal akışları büyük ölçekli kâğıt işleriyle görünür kılıyor. Her iki sanatçının pratiği de kaos, uyum ve bütünlük arayışının ortak bir zeminde nasıl kesişebileceğini ortaya koyuyor.
Semiha Berksoy | Tüm Renklerin Aryası
22.01.2026 – 06.09.2026
Türkiye ve Avrupa sanat tarihinin öncü isimlerinden Semiha Berksoy’un (1910–2004) çok disiplinli üretimi, “Tüm Renklerin Aryası” sergisiyle izleyiciyle buluşuyor. Sergi; sanatçının opera, tiyatro, resim, sinema ve edebiyat arasında kurduğu özgün dünyayı 200’ü aşkın yapıt üzerinden bir araya getiriyor.
Erken dönem desenlerden opera temalı resimlere, otoportrelerden çarşaf resimlerine uzanan seçki, Berksoy’un sahneyle kurduğu derin bağı ve kişisel mitolojisini görünür kılıyor. Aynı zamanda sanatçının rol aldığı operalar, tiyatro oyunları, yayımlanan öyküsü ve Türkiye’nin ilk sesli filmi İstanbul Sokaklarında da serginin önemli durakları arasında yer alıyor.
Hapishanede Ziyafet, 1999 (detay)
Serginin retrospektif ilk versiyonu, 6 Aralık 2024 – 11 Mayıs 2025 tarihleri arasında Berlin’deki Hamburger Bahnhof’ta gösterildi. Türkiye’deki versiyon ise ses kayıtları, görüntüler, fotoğraflar ve efemeralarla zenginleştirilmiş farklı bir kurguyla sunuluyor. Sergi kataloğunda Dikmen Gürün, Ayşe Güngör, Sam Bardaouil ve Elif Uras’ın metinlerinin yanı sıra Zeliha Berksoy ile yapılan söyleşi ve küratör yazıları da yer alıyor.
“Tüm Renklerin Aryası”, Semiha Berksoy’un benzersiz sanat evrenine yakından bakmak isteyenler için önemli bir buluşma sunuyor.
Mardin Bienali’nin Başlığı, Kavramsal Çerçevesi ve Tarihleri Açıklandı
Mardin Bienali’nin 7. edisyonuna dair başlık, kavramsal çerçeve ve tarih bilgileri açıklandı. Mardin Sinema Derneği’nin ev sahipliğinde, direktörlüğünü Döne Otyam ve Hakan Irmak’ın üstlendiği bienal, 15. yılını geride bırakırken Mayıs 2026’da sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.
Küratörlüğünü Çelenk Bafra’nın üstlendiği 7. Mardin Bienali, 15 Mayıs – 21 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Bienalin başlığı GÖKzemin olarak belirlendi. Ana sponsorluğunu PEUGEOT’nun üstlendiği bienalin kavramsal çerçevesi, basın toplantısında kamuoyuyla paylaşıldı.
GÖKzemin, günümüz dünyasında gerçek ile hayal, maddi ile manevi, politik olan ile poetik olan arasındaki ilişkileri Mardin bağlamında yeniden düşünmeye davet ediyor. “Gök” ve “zemin” arasındaki gerilimden beslenen bienal; bireysel ile kolektif, geçmiş ile gelecek arasında uzanan çok katmanlı bir düşünce hattı kuruyor. Bu yolculukta kuşlar, hem Doğu hem Batı düşüncesinde taşıdıkları sembolik anlamlarla bienalin temel metaforu olarak öne çıkıyor.
Bienalin düşünsel pusulası, Aristophanes’in Kuşlar’ı ile Ferîdüddîn Attâr’ın Mantıku’t-Tayr adlı eserlerini bir araya getiriyor. Farklı coğrafya ve dönemlerden gelen bu iki metin; arayış, dönüşüm ve özgürlük fikrinde kesişerek bienalin kavramsal zeminini oluşturuyor.
Bu edisyonda bienal, ilk kez eski şehir sınırlarının dışına taşarak Yukarı Mardin, Kızıltepe ve Dara Antik Kenti’ni kapsayan çok merkezli bir rota izliyor. Tarihsel, mimari ve toplumsal katmanlarıyla bu mekânlar; geçmiş ile bugünü, mistik olan ile gündelik yaşamı bir araya getiren anlatısal bir bütünlük sunuyor.
7. Mardin Bienali, sanatın dönüştürücü ve çoğulcu gücünü hatırlatarak, günümüzün karmaşık gerçeklikleri karşısında yeni düşünme ve birlikte var olma biçimlerini hayal etmeye çağırıyor.
18. İstanbul Bienali İlk Ayağıyla Tamamlandı
19. Bienal 2027’ye Planlandı
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), 18. İstanbul Bienali’nin planlanan çok yıllı yapısının devam etmeyeceğini ve bienalin yalnızca ilk ayağıyla tamamlandığını duyurdu. Karar, bienalin küratörü Christine Tohmé’nin kişisel sebeplerle görevinden ayrılması sonrası alındı.
20 Eylül – 23 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen 18. İstanbul Bienali’nin ilk ayağı, İstanbul genelinde sekiz farklı mekânda düzenlenen sergilerle 600 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlamıştı. Bienal, Tohmé’nin önerisiyle 2025–2027 yılları arasında üç yıla yayılan bir yapı olarak kurgulanmış; ilk sergiyi, 2026’da kurulması planlanan bir akademi programı ve 2027’de ikinci bir sergi izleyecekti.
Ancak küratörün görevinden ayrılma kararı doğrultusunda bu uzun soluklu yapı sürdürülemeyecek. İKSV tarafından yapılan açıklamaya göre, 18. İstanbul Bienali ilk ayağının ardından sona ermiş kabul edilecek ve planlanan akademi programı ile ikinci sergi gerçekleştirilmeyecek.
Öte yandan, 19. İstanbul Bienali için hazırlık süreci başlatılmış durumda. 2027 yılında düzenlenmesi planlanan bienalin hazırlıkları; Ahu Antmen, Lydia Gatundu Galavu, Gözde İlkin, Renan Laru-an ve Sally Tallant’tan oluşan danışma kuruluyla birlikte yürütülecek. 19. İstanbul Bienali’nin küratörünün ise 2026 yılında açıklanması bekleniyor.
İstanbul Bienali’nin geleceğine ilişkin bu yeni takvim, uluslararası çağdaş sanat çevrelerinde de yakından takip ediliyor.
Sean Scully︱Blue
29.11.25 - 17.01.26
Mavi, Sean Scully’nin sanatsal pratiğinde merkezi bir yer tutuyor. Sanatçının Thaddaeus Ropac Paris Marais’de açılan Blue başlıklı sergisi, ışık, duygu ve hafıza arasındaki ilişkiyi mavi tonlar üzerinden ele alıyor.
Sergide yer alan, bakır zemin üzerine üretilmiş dokuz Wall of Light resmi, sanatçının çocukluğuna, yaşadığı mekânlara ve belleğinde iz bırakan anlara uzanıyor. Scully, maviye duyduğu ilgiyi Londra’daki çocukluğunda sahip olduğu gök mavisi bisikletle ilişkilendirirken, bu rengin onda uyandırdığı duyguların sanatçı olma yolculuğunu başlattığını ifade ediyor.
Wall Cobalt White (2024), Wall Blue Moor (2024) ve Wall Pale Grey (2024) gibi yapıtlar, Londra’nın serin ışığını, yağmurlu alacakaranlığını ve sisli atmosferini çağrıştırıyor. Sergide ayrıca, manzara ve ufuk çizgilerine odaklanan Landline serisinden anıtsal bir çalışma da yer alıyor.
Blue sergisi, Sean Scully’nin kişisel hafızasını resim tarihinin modernist mirasıyla buluştururken, mavi rengin taşıdığı duygusal ve şiirsel olanakları görünür kılıyor. Sergiye, şiirler ve eser görsellerini içeren bir kitap da eşlik ediyor.
Zamanın Üç Kuşağı: Trilogy of Time Sergisi
Trilogy of Time, Türk sanatının üç önemli ustası Devrim Erbil, Süleyman Saim Tekcan ve Zeki Faik İzer ile onların sanatsal mirasını bugüne taşıyan sonraki kuşakları aynı çatı altında buluşturuyor. Sergi, The Stay Boulevard Nişantaşı ev sahipliğinde ve Renko London iş birliğiyle, Renk Erbil küratörlüğünde gerçekleştiriliyor.
Sergide, Devrim Erbil ve Renk Erbil’in bireysel ve ortak çalışmalarıyla birlikte; Süleyman Saim Tekcan’ın kızı Eda Tekcan ile Zeki Faik İzer’in torunu Ayşegül İzer’in eserleri yer alıyor. Yaklaşık 30 eserden oluşan seçki, üç aile ve üç kuşak arasında süregelen sessiz ama güçlü bir sanatsal diyaloğu görünür kılıyor.
Trilogy of Time, geçmiş, bugün ve gelecek arasındaki sürekliliği yalnızca aktarılan bir miras olarak değil; yeniden üretilen, dönüşen ve güncellenen bir yaratım süreci olarak ele alıyor. Çizgi, renk ve ritim üzerinden şekillenen eserler, kuşaklar arası geçişi sabit bir aktarım değil, canlı ve açık uçlu bir ilişki olarak sunuyor.
27 Kasım’da açılan sergi, 17 Şubat 2026 tarihine kadar The Stay Boulevard Nişantaşı’nın birinci katındaki sergi alanında ziyaret edilebilir.
Bu kuşaklar arası diyaloğun merkezinde yer alan isimlerden Devrim Erbil, BeArtShare seçkisinde de zamansız diliyle öne çıkıyor. Sanatçının ritim, çizgi ve kent hafızası üzerinden kurduğu özgün anlatı, koleksiyonumuzda yer alan eseriyle bu sürekliliği birebir deneyimleme imkânı sunuyor.